|
BURSA’DA BİR BENZİNCİ CAMİSİ18 Şubat 2000
Gece görünümünü yukarıdaki ölçülerde planlamaya çalıştım. Dışarıda artık yanmayan bazı lambalar, içeride floresan’dan alınan destek ışıklar işin tadını kaçırdı kaçırmasına ama, “benim camim !” demekten hala hoşlanıyorum.. Bir gece detayı.. Kurşun ve arduvaz kiremit kaplı organik çatı, başkaları tarafından “göğe yükselen kalemler” olarak yorumlanan kolonları ile mimarinin bir özeti gibi..
Bu planın altında bir de bodrum katı var. Arka cepheden hemzemin. Orada şoförler için mermer bir hamam, wc ve aptest alma mahalleri ile cuma günleri taşan cemaat için kullanılan namaz salonu var. O salon hamamın dinlenme mekanı olarak planlandı ama kısmet değilmiş.. İşveren mermerci olduğundan , kafasına göre yaptırdığı mihrap, minber ve dış korkuluklar dışında mermeri tarif ettiğim gibi ve sakınmadan kullandı ..
İzleyenler tarafından balık kılçığına da benzetilen minare, sembolize dönel formdaki külahın altında saklanmayıp “vurgulanan” şerefe ışıkları ve hoparlörleri kontrol amacı dışında bir görev taşımıyor.. O yüzden çıplaklığını da vurgulamak istedim. Betonarme kolondan konsol çıkan “U” demirlere oturtulmuş masif mermer basamaklar ve çöp demirden korkuluk.. Bence minare !.. Üç tip ahşap kiriş kullandım. Ama onları aşağıdaki gibi ; bir eksen etrafında döndürerek , birbirinin tersi konumda kullanarak organik çatının alt yapısını elde ettim.Ettim de ne oldu ? Yerinde yapılan müdahale ve ustaların sabrı ile, yukarıda gördüğünüz plastik oluşum ortaya çıktı.. Bu görünüş camiye ne kattı ? Bir ibadet mekanı bu tip plastik kaygıları taşımalı mı ? En doğru cevabı sizler, caminin müdavimleri ile birlikte vereceksiniz ..
Bütün bunlardan amacım neydi ? “Yahu şunu bir de içerden göreyim” dedirten bir tasarım elde etmek .. Klasik kalıpları ve alışılmış formları aşmaya çalışmak. Revizyona uğramış değil “yeni” olan bir şeyler tasarlamak !.. Peki ne için ? Kendimi rahatlatmak için mi ? Hayır !. Dile düşen deyişle : “Kendim için bir şey istiyorsam namerdim !”. İbadetin Mekanı artık sorgulansın, çağdaş yaşantıya ve aydın düşünceye yeni açılımlar getirsin, sevimli ve güncel olsun diye .. Yaşamın bir uzantısı gibi zorlamasız ve kolayca yerini alsın diye ! .. Sürçü lisan etmek kulların harcıdır. Mimarların haydi haydi.. Elimizin sürçtüğü tasarım ve imalat hataları ile birlikte bizleri “geri besleme” dedikleri usulde bilgilendirin. Gerçek gelişme ve mimarlık adına “yeni” olmayı ancak o zaman yakalayabiliriz. Haydi ! Benden başlayarak ve aynı keskinlikte tüm örnekler üzerinde devam etmek üzere kalemlerinizi kuşanın ve düşündüklerinizi söyleyin .. Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN“Yıl 2006. Üzerinden silindir gibi altı yıl geçti. Bakım ve aydınlatmaya özen hak getire. Solucan yaptı diye gülünç bir bahane ile çiçekler artık yok. Parası kültüründen hayli önde işveren, caminin hemen yanına bir kanopi ve evlere şenlik idare binası oturttu. Fuar standı gibi bir yapı.. Mermer renginden başka hiçbir şey camiyi andırmıyor.. Kanopi, Bursa’dan gelirken görünmez kıldı camiyi.. Neden mi bütün bunlar ?.. Eski kanopi yerine alış veriş merkezi yapılacak ta ondan.. Yani akan sular durdu.. Yani burası tam “camili benzinci” diye dikkati çekmeye başlamışken, para yine kültürü satın aldı..” |