KULLANMA ÖZÜRLÜ TASARIM

KULLANMA ÖZÜRLÜ TASARIM
Y.Seramikçi. Âfet ERENGEZGIN 23.7.2000


ÖNCE İKİ KISA ÖYKÜ !

Yüksek bir yerden asagiya firlatilmis, kirilacak seylerle dolu bir çuval gibiyim. Kemiklerim, sirtim, belim, kollarim, parçalara bölünmüs gibi sizliyor. Sag elimin isaret ve orta parmagi sürekli tetik çekmekten sismis, aciyor ve kivrilmakta zorlaniyor. Parmaklarin gerisindeki kol artik benim mi, degil mi hissedemiyorum.. Iki gündür yatmakla oturmak arasinda sürükleniyorum. Hayir!. Cepheden gelmedim. Havan topu veya kalasnikof ta kullanmadim. Sadece 25-30 m2 lik hali ile iki koltuk yikadim. En son model, firmanin gururu olarak sundugu bir “hali süpürme ve yikama makinesi” ile..

“Önce haliyi iyice süpürün” diyor, kullanma kilavuzu.. Sonra o agir, hantal ama görünüsü yakisikli makineyi itip çekerek, mobilyalar arasinda agir vasita kullanma hünerini gösterdikten sonra hala gücünüz ve cesaretiniz varsa er meydani sizin.. Iste hali, iste makine.. Ya yikarsin ya kaçarsin.. Zordur savas süpürge ile..

Cesaretinizi tekrar topladiysaniz, sira gereci “yikama moduna” getirmeye gelir. Hali her gün yikanmadigindan, bir önceki yikamadan bir sonrakine, hangi parçanin sökülüp, yeni parçalarin nereye takilacagi unutuldugundan, kullanma kilavuzuna ömür boyu bagimlisiniz .. Kilavuzu attiysaniz veya kaybettiyseniz vay halinize !.. Yap boz bulmaca çözmeye alisiksaniz sorun yok !. Hatta zevk bile alabilirsiniz!.. Lafi fazla uzatmamak için parçalarin takilma zorluklarini geçiyorum..

YIKAMAYA BASLADIK..

30 m2 hali yikayabilmek için en az otuz defa gerecin çesitli parçalarini söküp takmak zorundasiniz.Temiz su zirt pirt biter.. Hazneyi sök, tak..Tam yikarken bu kez pis su haznesi dolar. Sök, koca su dolu hazneyi tasi, bosalt, tak.. Bu arada söktügünüz hortumlari sakin yere koymayin. Siz dönene kadar. Hortumda kalan su, yerde ufak çapta bir göl olusturuverir. Bunun için yakininizda yüksekçe bir yere takili kanca veya yardimci bir eleman bulundurun lütfen.

“Önce sampuanli su ile yikayin, sonra durulayin” diyor kilavuz. Bir depo deterjanli su, 1 m2 yeri ancak yikadigindan, durulama döneminde islak haliya basmak zorunda kalmiyorsunuz çok sükür.. Fakat bunun için haliyi metrekare metrekare bir yikayip bir duruluyorsunuz. Bu arada yikama süresince su ayari tetigini çekik tutmaniz gerekiyor. Sag elin iki parmagi kullanilmaz hale gelince bir ara çaresizlik içinde sol eli de denemeye çalisiyorsunuz. Ama nafile.. Zira bir sürü islevini yapmayan klipsin, hortumu boruya tutturma görevini zaten sol el üstlenmis durumda..

Bu islemler dizisini bitirme basarisini elde etmis her kisi, zaferinin mutlulugunu algilamaktan uzak, perisan bir halde halinin yamacinda, bir koltuga yigilmis, nefesinin son gücü ve isyanla ve adeta birbiri ile sözlesmisçesine su sözleri söylüyor. “Ah su makineyi tasarlayani bir bulsam !. Tutup kulagindan getireceksin. Yika sunu diyeceksin. Birbiri ardina bir süpürtüp bir yikatacaksin. Ta ki tasarladigi seyin ne oldugunu anlayana dek”

BENDEN SÖYLEMESI..

Toplanti günlerinden aldigim duyumlardan, eve temizlige gelen yardimcilara hali sildirmenin veya nineden kalma usul ile yikamanin, hem daha kolay hem de daha ucuz oldugunda hanimlar hemfikirler. Üstelik hem sinirsel hem fiziksel sagliklarini yitirme riski de yok. Üretici firmalara önemle duyurulur.

Acilarim çok taze oldugu için süpürgeye çok yüklendim. Kullanma özürlü tasarim konusunda kesinlikle onlar yalniz degiller. Her alanda sayisiz örnekler var..

Artik özellikle çok reklam yapan mali almamakta kararliyim. Çünkü neyi özellik olarak vurguluyorlarsa ürünün kusuru kuskusuz orada !..

ISTE BIR ÖRNEK DAHA ..

Animsayacaksiniz. “Açiyorum, kapiyorum. Ben bunu hep yapiyorum” diyorlardi bir ara.. Söz konusu ürünü ve ondan ümit kestigimde ayni isi gören benzeri markalari evimde kullaniyor gibi yaparken! bu slogani çaresizce söyle tekrarlayip duruyorum: “Açmak istiyorum, kapatmak istiyorum. Ama ben bunlari bir türlü yapamiyorum !” Her açmaya çalistigimda armatürün kolu inatla yavasça asagiya süzülüyor !. Bir, iki, üç, bes.. Sinirlerim geriliyor ve bir darbe ile kolu yukarida tutmayi basariyorum. Isimi bitiriyorum. Sira kapamaya geliyor. Ama ne mümkün !..
Ya da sicak tarafinda takili kalan musluk, zaman zaman sizi haslamaya kararli görünüyor..

Bu armatürü, benzer sorunlari yasatan diger marka yerine yeni taktigimiz günlerde, sorunlari gidermesi için ilgili firmanin yetkili servisini çagirdik. Sag olsunlar jet hizi ile geldiler. Sorun ; açma kapama ve sicak-soguk karisimi yapamama.. Orasina burasina baktilar. Kapali iken açilmayisina, açikken kapanmayisina çok güldüler !. Diger sorun için de: “Ama sizin de suyunuz çok sicak” dediler.. Servis derdimize çare bulamadi, fakat ücretini almadan da gitmedi.

Su isitici; yine ünlü bir marka. Isitma derecesi Türk standartlarina göre, yani her yerde ayni olmali.. “Daha fazla” isitmasina olanak var mi ? Armatürlerin su karisim fonksiyonunun, maksimum sicakliga göre tasarlanmasi gerekmez mi?.. Her zaman oldugu gibi tüketici, hem ürünü saglikli kullanamamaktan hem de bosu bosuna “ceza gibi” bir de servis ücreti ödeyerek magdur oldu..

VE DIGERLERI..

Sakasini bile yapabildigimize göre, bu tür seylere alistik mi ne ?.. Yoksa isyan mi etmek gerek ? Hangi birine ve nereye kadar alisacagiz ?.. Ya da hangi birine veya kime isyan edecegiz ? Evlerimiz, bu; kullaniliyormus gibi yaptigimiz ürünlerle dolu.

Ünlü yerli ve yabanci markalarin servis elemanlarina bu sikintilari aktardigimizda kendilerinden ayrica sunu istiyoruz: “Bu tasarim özürlerini lütfen teknik müdürlügünüze iletin. Hiç olmazsa bundan sonra düzeltsinler.” Kaideyi bozmayan istisnalar disinda aldigimiz cevap büyük çogunlukla su : “Ne olur siz
iletin !.. Simdi bize kizarlar..” Böyle yönetimlerin böyle tasarimlari üretmesine sasmamak gerek..

Agzi damlatmadan akmayan çaydanliklar, sütlükler.. Tutmayi hiçbir sekilde basaramadigimiz kulplar.. Buzdolabi sebze üstü raflarinin ve çamasir makinesi deterjan bölmelerinin abuk sabuk, hiçbir türlü temizlenemeyen girinti ve çikintilari.. Çamasir makinelerinde, bozuldugunda sökebilmek için makineyi dagitmak gereken su pompalari.. Kapali oldugu halde elektrik kesilip geldiginde kendiliginden açilip, gecenin bir vakti insani uykusundan siçratan müzik setleri ve bilgisayarlar.. Birakin büyük boy, orta boy dört tencereyi ayni anda kullanmaniza engel, sözüm ona dört islevli ocaklar.. Bir sürü girinti çikinti, rezistans ve deligin varligi nedeni ile temizlenemeyen firinlar.. Bir iki kullanimdan sonra islevini yitiren otomatik elektrik süpürgesi kordon makaralari.. Tamamen rutubetsiz ortamlarda bile disi paslanan bulasik ve çamasir makineleri.. Nasil oturursaniz oturun acitacak bir yerinizi mutlaka bulan sandalyeler.. Sekilsel moda ugruna sagligi tehdit eden ayakkabilar, giysiler..

MIMARI ÖZÜRLER

Bu liste her alanda böylece sonsuza dek uzar gider. Asil önemlisi ve en acisi, bütün bunlari, arti kendi sorunlarini içinde barindiran evlerimiz ve diger yapilarimiz var.

Giris kapisini bulmakta zorlandigimiz binalar.. Proje sirasinda nasilsa fark edilemeyen, uygulamada aniden önümüze kalici ve vahim bir hata olarak çikan; kafa kurtarmayan merdivenler.. Basamaklari farkli yükseklikte, sek sek oynatan merdivenler.. Temizlikçilerin ayni zamanda cambaz olmalarini gerektiren çok katli binalarin ulasilamayan camlari.. Alttakilerin yemek kokusunu üstteki mutfaga tasiyan havalandirma bosluklari.. Her katta ne pistigini sip diye anladiginiz havalandirma sorunlu merdiven bosluklari.. Son yillarin modasi, bacalari birbirine bagli balkon barbeküleri. Hesabi dogru yapilmayan, çekmeyen bacalar.. Bacasiz sömineler.. Insan yasamini tümüyle etkileyen, yön faktörünü hiçe sayan yapilar.. Kuzey ülkelerinde günesten daha çok yararlanmak için tasarlanan cam cephelerin, sirf göze hos geliyor diye sicak ülkelerde uygulanmasi ile firina dönen binalar...

Bu pek azini dile getirebildigimiz, özürlerine ragmen içlerinde yasamlarimizin bir bölümünü sürdürmeye çalistigimiz binalari ve “evim evim güzel evim” diye kusurlarini hos görerek sevme ihtiyacinda oldugumuz evlerimizi yapan mimarlar, mühendisler keske bu yapilari yapmadan önce, tasarimlarini yasayarak tanisalar, özümseseler ve bu; uzun süre kullanmak zorunda oldugumuz, hayatimizi her yönü ile etkileyen binalari en az özürle meydana getirerek insanliga bir sorumluluk örnegi verseler...

NEDEN OLAMIYOR ?

Tasarimlar sadece laboratuar ve büro ortaminda doguyor da ondan..

Tasarimlar yeterli zamanda ve yeterli alanda yeterince denenmiyor da ondan..

Tasarim sorunlari hakkinda üreticiye özür aktarimi yani geri besleme yok da ondan..

Tasarlayanlar kendilerini, dolayisi ile insani yeterince tanimazlar da ondan..

Tasarlayanlar, tasarimlari ile birlikte yeterince yasamazlar ve baskalari ile paylasmazlar da ondan..

Tasarimlarin çogunun amaci kisa sürede paraya dönüsmektir de ondan..

Tasarlayan kisi, ürünün kullanimi ile ilgili isi, hayatinda hiç yapmamistir da ondan.

YALNIZ LABORATUAR ORTAMI ; “TOPAL TASARIM !.”

Yasanmadan, yalniz laboratuar ve büro ortaminda tasarlanan ürünler; görünüse, bilinçsiz tüketime, sömürüye, aldatmacaya yönelik üretimler olmakta ve maalesef büyük ölçüde bireye ve giderek ülke ekonomisine zarar vermektedir..

KENDINI TANIMA..

Insan yasamina yönelik tüm tasarimlar insan içindir.Yani özne “insan”dir. Su halde öznenin her yönü ile taninmasi, tanimlanmasi gerekir. Yaratma süreci; dünya katinda nadiren bir anda gerçeklesir. Çogunlukla uzun süreli bir kuluçka dönemi gerektirir. Kisiye çok küçük yaslardan itibaren ve sonra, egitim kurumlarinda fiziksel ve zihinsel bedeninin sinirlarinin ve olanaklarinin bilincine varma firsati verilse, duygu ve deneyimlerini gelistirmesine yönelik ortamlar yaratilsa, ihtiyaci olan her türlü araç, gereç ve esyayi insan kullanimina en uygun sekilde tasarlayacak ve üretecektir. Bu süreçte herkes kendi çapinda bir tasarimci oldugundan, bir seyi bilmenin; “belirli bir süre onu yasamak” oldugunun bilincindedir. Böylelikle tasarladigi seyin insana en uygun olanini yasayarak bulur ve üretir...


ÇA+BA Tasarim Sanat Uygulama Ltd.Sti.
Ürünlü Köyü –BURSA